sedef hastalığı

Bu makale duyuru olarak işaretlenmiştir (Geçerlilik: 30.03.2026)
sedef hastalığı

sedef hastalığı nedir

Sedef Hastalığı  (Psöriazis):  

NEDİR?

(Giriş )

- Sakin ve Merak Uyandırıcı) Hepimizin bildiği ama aslında pek çok yanlış bilginin olduğu bir konuyu konuşacağız bugün: Sedef Hastalığı. Tıbbi adıyla Psöriazis; cilt üzerinde plaklarla kendini gösteren bir otoimmün hastalıktır. Yani en basit tabiriyle; bağışıklık sistemimizin kendi vücuduna, biraz "fazla" tepki vermesidir.

(Gelişme)

- Bilgi Aktarımı) Peki, bağışıklık sistemi neden böyle bir tepki veriyor? Nedeni tam olarak bilinmese de en büyük suçlunun genetik faktörler olduğunu biliyoruz. Hatta birçok hastanın aile öyküsünde bu hastalığa rastlıyoruz.

Peki, bu "aşırı tepki" vücutta nasıl bir süreç izliyor? Şöyle düşünün: Normalde yeni bir deri hücresinin oluşup eskisinin yerini alması yaklaşık 21 ila 28 gün sürer. Ancak sedef hastalarında bu süre inanılmaz bir hızla, yani sadece 3-4 güne iner.

İşte o gördüğümüz pullanmaların sebebi, bu hızlı hücre trafiğidir; yeni hücreler o kadar hızlı gelir ki, eskiler dökülmeye fırsat bulamadan üst üste biner.

(Türler)

- Liste Şeklinde Akıcı Geçiş) Hastalık herkeste aynı görünmüyor. En yaygın olanı, hastaların %90’ında gördüğümüz plak tipidir.

 Ama bunun dışında;

  • İrin dolu şişliklerle seyreden Püstiler,
  • Yüz ve saç derisinde görülen Sebopsöriyazis,
  • Tırnaklarda çukurlaşma yapan Tırnak Sedefi,
  • Koltuk altı ve kasık gibi bölgeleri seven Ters Sedef,
  • Ve genellikle boğaz enfeksiyonu sonrası çocuklarda görülen damla tipi, yani Guttat Sedef gibi farklı türleri vardır.

(Bölgeler ve Belirtiler) Sedef genellikle diz, dirsek ve saçlı deriyi hedef alsa da; el içlerinden genital bölgelere kadar vücudun her yerini etkileyebilir. Sadece bir döküntüden ibaret de değildir; kaşıntı, ciltte çatlamalar, eklem ağrıları ve tırnak değişiklikleri de bu tabloya eşlik edebilir.

(Kapanış)

 - Güven Verici) Türkiye’de nüfusun yaklaşık yüzde 2 ila 3’ü bu hastalıkla yaşıyor. Her yaşta, her cinsiyette ortaya çıkabiliyor. Önemli olan, bunun bulaşıcı bir hastalık olmadığını bilmek ve doğru bir tedavi yönetimiyle yaşam kalitesini yüksek tutmaktır.

 

 

Sedef Hastalığı (Bölüm 2: Teşhis ve Tedavi)

(Vurgulu - Yanlış Bilgiyi Düzeltme) Şimdi, en çok merak edilen ve toplumda yanlış bilinen o soruyu soralım: Sedef hastalığı bulaşıcı mıdır? Cevap çok net: Hayır. Bir başkasının sedef döküntüsüne dokunarak bu hastalığa yakalanmanız imkansızdır.

(Geçiş - Artrit Detayı) Ancak sedef sadece ciltte kalmayabilir. Psöriyatik Artrit dediğimiz durum, eklemlerde ağrı ve şişliğe neden olur. Genellikle önce cilt döküntüleri başlar, ardından eklem tutulumu gelir; ama bazen tam tersi bir durumla da karşılaşabiliyoruz.

(Karşılaştırma - Egzama ve Sedef Farkı) Peki, sedefi egzamadan nasıl ayırıyoruz? Egzamada çevresel faktörler daha ön plandadır ve kaşıntı çok daha şiddetlidir. Sedefte ise o meşhur kalınlaşmış, gümüş pullarla kaplı plak görüntüsünü görürüz.

(Teşhis Süreci - Soru Cevap Tarzında) Teşhis koyarken biz hekimler için fiziksel muayene çok kritiktir. Özellikle diz, dirsek, saçlı deri ve tırnakları dikkatle inceleriz. Ve şu soruların yanıtlarını ararız:

·         Ailenizde benzer bir öykü var mı?

·         Yakın zamanda boğaz enfeksiyonu geçirdiniz mi?

·         Ya da bu belirtiler başlamadan önce büyük bir duygusal stres yaşadınız mı? Nadiren de olsa kesin tanı için biyopsiye başvurabiliriz.

(Tedavi - Güven Verici ve Bilgilendirici) Tedavi sürecinde ise basamaklı bir yol izliyoruz. İlk aşamada;

·         Özel UV ışın tedavileri,

·         Hücre üretimini yavaşlatan D3 vitaminleri ve topikal kremler kullanıyoruz.

Eğer bu yöntemlerden yanıt alamazsak, yeni nesil biyolojik ajanlara geçiyoruz. Bu akıllı ilaçlar, bağışıklık sisteminin o hatalı reaksiyonunu tam yerinde durduruyor.

(Final - Özet) Tabii ki ilaç seçimini yaparken; hastamızın yaşı, hastalığın şiddeti ve ek hastalıkları gibi birçok kriteri göz önünde bulunduruyoruz. Unutmayın, sedef yönetilebilir bir hastalıktır ve doğru tedaviyle kontrol altına alınabilir.


 

Sedef Hastalığı ve Tedavi Süreçleri

(Giriş )

Gebelik ve Planlama) Sedef hastalığında tedavi planını oluştururken, hastalarımızın yaşam evrelerini titizlikle değerlendiriyoruz. Özellikle gebelik ve emzirme süreçleri bu planın en kritik parçası.

Gebeliğin ilk trimesterinde, yani ilk üç aylık dönemde, ilaç tedavisi uygulamıyoruz. Ancak ikinci ve üçüncü trimesterden itibaren, hastamızın durumuna göre biyolojik ajan tedavisine başlayabiliyoruz.

(Vurgu)

 -Çocuk Sahibi Olma Planı) İmmünsüpresif ajan kullanacak hastalarımızda ise çok önemli bir adımımız var: İlaç seçimi yapmadan önce, hastamızın çocuk sahibi olma planlarını mutlaka sorguluyoruz. Tedavi protokolümüzü, tamamen bu gelecek planları doğrultusunda şekillendiriyoruz.


(Geçiş)

 Sedef Kronik Bir Hastalık mı?) Peki, sedef kronik bir hastalık mıdır? Evet, öyledir.

Diğer kronik hastalıklarda olduğu gibi, sedefte de hastalığın remisyona girdiği, yani geçici olarak ortadan kalktığı dönemler olur. Ancak bu süreçleri, hastalığın tekrar nüks edebileceği dönemler takip edebilir.

(Yaşam Kalitesi Üzerine) Yapılan çalışmalar gösteriyor ki; kronik hastalığı olan bireyler, yaşam koşulları nedeniyle zaman zaman mutsuzluk hissedebiliyor. İşte bu sebeple biz tıp uzmanları olarak temel bir hedefle yola çıkıyoruz: Sedef hastalarımızın, yaşamları boyunca çok daha sağlıklı ve yüksek bir hayat kalitesine sahip olmalarını sağlamak.


(Bitiş: Tedavi Süreci ve Beklentiler) Peki, tedaviye başladıktan ne kadar süre sonra kendinizi iyi hissedeceksiniz?

İlk kez teşhis alan bir hastamızda, uygun bir tedavi ile yaklaşık 4 ayın sonunda, lezyonlarda yüzde 75 oranında bir iyileşme bekleriz. Hastalığın tam kontrolü ve remisyon süreci için ise hastamızı yaklaşık 2 yıl boyunca yakından takip ederiz. Şiddetli vakalarda bu süre biraz daha uzayabilir.

(Kapanış)-ÖNERİ

 Tabii burada en önemli görev hastalarımıza düşüyor. Başarılı bir sonuç için tedavi protokolüne tam uyum sağlanmalı; stres, yetersiz uyku, alkol, sigara ve uygun olmayan topikal ürünler gibi tetikleyicilerden mutlaka uzak durulmalıdır.

 OKYUCUNUN  DİKKAT ETMESİ  GEREKENLER

  • Hız: Her cümle arasında bir saniye duraklayarak okunması
  • Vurgu: "Mutlaka", "%75" ve "2 yıl" gibi kilit ifadelerin üzerinde durulması
  • Ses tonu ile vurgu yapılması
  • Göz Teması: Rakamları söylerken kameraya doğrudan bakmaya çalışın.
  • Karşıda konuşulan biri var gibi
  • rakamları Vurgulayın: "21-28 gün" ile "3-4 gün" arasındaki farkı anlatırken ses tonunuzu değiştirin ki aradaki uçurum anlaşılsın.
  • Örneğin 21 -28 gün derken ses tonu vurgulu çoşkulu olmalı ki burada sürenin uzun olduğunu belirme amacı ve 3-4 gün derken daha kısa es vererek betimlenmesi.